8 Aralık 2015 Salı

Başamel Soslu Patates Tarifi

Bu yemek aslında fesleğenli bir tarifti, ancak evde fesleğen olmadığından fesleğensiz yaptım. Doğruyu söylemek gerekirse tarifi görünce evdeki patatesler çürümeden bitsin düşüncesiyle yaptım, tat olarak pek bir beklentim yoktu, o yüzden eşime patatesli borcamı gösterip "pek bir şey bekleme" dedim ama o kadar leziz olmuştu ki neredeyse borcamın yarısına kadar yedik dolayısıyla bugün ikinci kere fena oldum. Yapımı çok basit ve çok leziz bir yemek, afiyet olsun.

Malzemeler:

3 adet patates
4-5 dal taze fesleğen
Yarım litre süt
2 yemek kaşığı tereyağı
1,5 çay bardağı un
1 kase rendelenmiş kaşar peyniri
tuz
karabiber

Yapılışı:

Patateslerin kabuklarını soyup, patatesleri halka halka dilimleyin (ama kalın yapmayın ). Bir tencerede tereyağını eritip üzerine unu ekleyin ve kavurun. Un kavrulduğu vakit, sütten az az döküp kıvamlı bir beşamel sos yapın. Sosun üzerine tuz ve karabiber atmayı unutmayın. Varsa kıyılan fesleğenleri de sosun üzerine döküp karıştırın. Patates dilimlerinin üzerine tuz serpin. Ardından patates dilimlerini fırın kabına dizin. Sosu patateslerin üzerine döküp patatesle iyice harmanlayın. Sosun üzerine rendelenmiş kaşar peyniri ile kaplayın. 200 derecelik fırında yaklaşık 30-35 dakika pişirin. Afiyet olsun. 




Kıymalı Patlıcan Soslu Fırın Makarna

Bugün tezle uğraşırken şiddetli bir baş ağrısına yakalanınca soluğu evde aldım. O kadar bitkin haldeydim ki beni ancak bir yemek programı kendime getirir düşüncesi ile koltuğa uzanıp üzerime de battaniyeyi örttükten sonra yemek kanallarını kurcalarken bugün paylaşacağım 2 tarifi görüp yaptım. Aslında yapmak istediğim tarifler bunlar değildi ama markete gidecek gücüm olmadığından evdeki malzemelerle (2 saatlik uyku sonrası) ancak bunları yapabildim. Fırın makarna güzel oldu evet ama patatesli tarif beklenmedik şekilde ENFES oldu. Şimdiden afiyet olsun.     

Malzemeler:

Yarım paket kelebek makarna
250 gram kıyma
1 adet iri patlıcan
1 adet kuru soğan
2 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı domates salçası
2 adet rendelenmiş domates
1 kase rendelenmiş kaşar
zeytinyağı
pulbiber
karabiber
tuz

Yapılışı:

Makarnayı bir tencerede haşlayın. Doğradığınız soğan, sarımsak, patlıcan ve kıymayı zeytinyağında soteleyin (patlıcanları ufak ufak küp küp kesinki pişimi kolay olsun). Ardından salçaları ve domates rendesini ekleyin ve pişmeye bırakın. Baharatlarını eklemeyi unutmayın. 15-20 dakika kadar orta kısık ateşte suyunu çektikten sonra haşlanmış makarna ile sosu karıştırın. Fırın kabına döküp üstüne rendelenmiş kaşarı dökün ve 220 derecede kaşar peyniri eriyip de kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.



 

2 Ekim 2015 Cuma

Fırında Mücver


Öğleden sonrayı spor salonunda geçirip bolca yorulacağım için sabah erkenden uyanıp okula gitmek istemedim. Bir miktar miskinlik yaptıktan sonra 2-3 gündür aklımda olan (o yüzden malzemelerini de almış olduğum) fırın mücveri yapmaya koyuldum. Mücveri çok seviyorum ama tavada kızartırken yağlı olduğundan pek yapmıyor, fırında nasıl olur diye merak ediyordum, az önce çıkardım fırından dumanı üzerinde, bıçakla dilimlere ayırdım, tadına da baktım tabi oldukça güzel oldu, hem de bol yağsız. Ama yemek için soğumasını bekliyorum, yemekler soğuduğu ya da ılıdığı vakit daha lezzetli oluyor. Ben fırında pişmesini beklerken havanın grisiyle uyumlu olduğundan  https://www.youtube.com/watch?v=DATKMNuOe-k dinliyordum, çok sevdiğim bir parçadır, belki sizin de hoşunuza gider., siz de beklerken dinlemek istersiniz. Mücvere gelecek olursak :

Malzemeler :
3 adet kabak (epey şişmandı kabaklar)
4 çorba kaşığı kaşar peynir
2 adet yumurta
4 çorba kaşığı un
Bol miktarda dereotu
Tuz, karabiber (pul biber de ekledim ben)

Yapılışı:
Kabakları ve kaşarı rendeleyin. Dereotlarını minik minik kıyın, ardından tüm malzemeyi birbirine karıştırın. Tuzuna ve baharatlarına tadına bakıp karar kılın. Daha sonra bir fırın kabını yağlayıp (ben geniş bir kap seçtim ki içi iyi pişsin) karışımı kaba dökün. 230 derecede üzeri hafif kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.





28 Eylül 2015 Pazartesi

Sebze Çorbası

Millet bayram öncesi temizlik yapar, ben bayramda evde olmadığım için bayram öncesi temizlik yapmadığımdan dün öğleden sonra temizliğe başlayınca akşam epey yorgun düştüm. Sabah erkenden kalkıp bol vitamin yüklemesi için sebze çorbası yapmaya karar verdim. Üstelik rengi sarı olduğundan eşimi "mercimek çorbası" diye kandırıp içmesini de sağlıyorum. Gerçi mercimekten daha koyu bir tabakası olduğundan "neden bu böyle" diye soruyor ben de "blendırdan iyi geçiremedim" diyorum. Mızmızlanan çocuklarınız varsa aklınızda bulunsun :) Ama içerken beğenip bir daha istiyor (Bir yandan ders çalıştığımdan resmi böyle ders malzemesiyle çekmişim ama çorbayı içmeye başlayınca ayrı bir tabak çekmeyi unutmuşum).  

Malzemeler:

2 yemek kaşığı tereyağ
2 adet patates
2 adet orta boy soğan
2 kabak 
2 havuç
1 çay bardağı bezelye (evde yoktu bu sefer katmadım yine de güzel oldu)
1 litre kaynamış su
1 bardak süt
1 yumurtanın sarısı
tuz-karabiber    

Yapılışı :

Tüm sebzeleri yemeklik ve küp küp doğrayın (havucu küp küp doğramıyorum, ince ince dilimliyorum, blendırdan geçirirken kaçmasınlar diye). Önce soğanları pembeleşinceye dek 4-5 dakika orta ateşte kavuruyoruz. Ardından diğer tüm sebzeleri hep beraber atıyoruz bunun da 6-7 dakika kavurduktan sonra (ben karıştırdıktan sonra kapağı kapatıyorum hep, karıştır kapat, sonra yine karıştır yine kapat, buharla yumuşasınlar diye) kaynamış 1 litre suyu üzerine dökün, sebzeler suyla birlikte kaynayıp iyice yumuşadıktan sonra (bu arada tuzunu ve kararbiberini de ekleyin ki sebzeler çeksin) tencereyi ocaktan alıp blendırla malzemeyi çekin. 

Başka bir kapta süt ve yumurta sarısını çırpın ve blendırdan geçirdiğiniz çorbadan yavaş yavaş bu karışıma ilave edip (3-4 kepçe kadar) sürekli karıştırın. Tekrar ocağa aldığınız tencereniz yavaş yavaş yeniden ısınırken üzerine sütlü yumurtalı çorbalı karışımı dökün bunu yaparken tencereyi durmadan karıştırın. 5 dakika sonra ocağı kapatabilirsiniz. Çok kaynatmaya gerek yok, yoksa üzeri yumurta ve süt dolayısıyla pütür pütür olur, ama olsa da fark etmez tadı harika oluyor. Afiyet olsun

Not: Bir önceki yazıda paylaştığım "kakaolu kek" yiyen herkes tarafından çok beğenildi, meraktan ben de tattım cidden güzelmiş, soğuyunca marketlerde satılan topkek kıvamında olmuş sanıyorum ki 500 gram kakao sayesinde o hale geldi. Misafirlerinize gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz, ama soğuk servis edin çok daha leziz oluyor.   





23 Eylül 2015 Çarşamba

Bademli Kakaolu Kek


Bayramları tatlı niyetine baklava yapıldığı doğru ama baklava genelde dışarıdan gelen misafire verilir. Ailecek oturup da baklava yemezsiniz. Bu bayram Ankara'dan ablam ve arkadaşı geleceği ve kalacağı için annem de yengem de her zamankinden birazcık daha fazla hazırlık yapıyor. Ben de bayram kahvaltısında (ya da herkes gittikten sonra 5 çayında) çayın yanına ekstra bir şeyler olsun diye hem kayın validem hem de annem için 1'er kalıp kek yaptım. Gerçi haberleri yok ama beğeneceklerini umuyorum. Tarif Arda Türkmen'e ait, yapımı çok basit, tadı güzel (ama enfes değil sadece güzel, bayram sonrası çok fazla misafir ağırlayacağım o yüzden bir taraftan da yeni tarifler deniyorum ancak benim kendi kek tarifim daha enfes ama onun yapımı için evinizde hassas terazi olması gerekiyor. Bir ara onu da yapar atarım)


Malzemeler :

3 adet yumurta                                                                                     
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
2 su bardağı un
1/2 su bardağı kakao
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 avuç badem (ben biraz damla çikolatası da attım)

Yapılışı:

Yumurta ve şekeri çırpın, üzerine yağ ve sütü ekleyip çırpmaya devam edin. Geri kalan malzemeleri ekleyip karıştırmaya devam edin (ben un vd malzemeleri eleyerek ilave ediyorum en az 2 tur eleyin inanın elenmemiş hali ile çok fark var, gevrek gevrek oluyor) Kek kalıbını yağlayıp harcı içine dökün. 180 derece önceden ısıtılmış fırında 40-45 dakika arası pişirin. Afiyet olsun. Arda kek çıktıktan sonra üzerine pudra şekeri de serpmişti, kendimize ayırdığım tabakta yerken ben de serptim güzel oldu. Ama geri kalanını götüreceğim için tüm keke serpemedim.

Not: parantez içinde de yazdım ama unu ve vanilya, kabartma tozu, kakao gibi malzemeleri elemek çok önemli. Özellikle unu elemek büyük bir fark yaratıyor. Yaptığım bir poğaça var, o poğaçaya insanlar genelde tapıyor. En son birisine sürpriz bir doğum günü hazırlamıştım. 3-4 kişi bir şeyler pişirip muhteşem bir masa yaratmıştık onca tabak arasından herkes poğaçayı alıp bunu kim yaptı, diyordu ve sırrını soruyorlardı (hatta beyler bile), işin sırrı unu elemekte, o poğaçayı yaparken en az 4-5 sefer eliyorum ve muhteşem oluyor. Unu elerseniz kekte de farkı görürsünüz.  


 





      

22 Eylül 2015 Salı

Fırın Poşetinde Tavuk

Az önce tencerede tavuk tarifini de attım, fırın mı tencere mi dersek, açıkçası tencereyi ben annemin yaptığı kadar leziz yapamıyorum ama o da fırın yemeklerini bilmez ve hiç karışmaz, fırın poşetinde tavuk bana kalırsa çok daha enfes (ya da ben bunu çok daha leziz yaptığımdan :) ayrıca bunun yapımı daha kolay

Malzemeler :

1 paket tavuk budu ( ben 8 adetten yaptım)
1 büyük boy patates
1 adet kırmızı salçalık biber
(isterseniz havuç koyabilirsiniz ben yoğurtlu havuç yaptığımdan tavuğa eklemedim)
1 çay bardağı su

Sosu İçin:

Yoğurt 4-5 yemek kaşığı
Salça 2 yemek kaşığı
Zeytinyağı
Tuz

Yapımı:

Tavukları yıkayın, patatesleri biraz kalın olacak şekilde istediğiniz biçimde doğrayın, kızartmalık doğrar gibi de doğrayabilirsiniz ama biraz kalın olsun çünkü yaklaşık 1 saat pişecek, salçalık biberleri de biraz kalın olacak biçimde jülyen doğrayabilirsiniz. Bir kabın içinde yoğurt, salça ve zeytinyağı birbirine karıştırın, 1 yemek kaşığı zeytinyağı sos için yetecektir. Kırmızı ve kıvamlı bir sos elde ettikten sonra sosunuza tuz da ilave edin ama bunu tadına bakarak yapın. Çünkü salça zaten tuzlu yoğurdun da tuzu var. Önce tavukları sonra sebzeleri soslayıp aynı sırayla poşete yerleştirin, En son üzerine 1 çay bardağı su ilave edin(soğuk sıcak fark etmez ben soğuk koyuyorum). Fırın poşetinin ağzını bağlayıp poşeti elinizde bir güzel çalkalayın ki, su, sos ve malzemeler sallanıp poşette yerini bulsun. Poşetinizi yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsinize yerleştirin üzerine bıçak ya da kürdan yardımı ile 4-5 delik açın 180 derecelik fırında yaklaşık 55-60 dakika pişirin. Yemek pişince onu fırın kabına boşaltım, gözüme biraz sulu göründü sonra 1 yerine 1,5 bardak su koyduğumu hatırladım. Bu sefer fırın kabının içinde 7-8 dakika daha tadına da bakarak (gerekirse baharat ilavesi yaparak) tekrar pişirdim ve muhteşem oldu. Siz 1 çay bardağını geçmeyin.

Afiyet olsun.  






Tencerede Sebzeli Tavuk

 
Hem pişimi kolay hem çeşidi bol olduğu için hanımlar tarafından sıklıkla tercih edilen tavuğun, yapabileceğimiz onlarca çeşidi var. Dün akşam canımız çekti fırın poşetinde yapıp fırına attım, bugün canım yine tavuk isteyince tencerede annemin yaptığı usül yaptım, ayrıca yanına da sebzeli pilav yaptım gayet hoş bir ikili oldu. Ancak 2 gün peş peşe tavuk yiyince muhtemelen uzun süre tavuk yemem. Yapımına geçecek olursak :

Malzemeler: 

1 kilo tavuk incik
1 adet büyük boy patates
1 adet büyük boy soğan
2 adet büyük boy domates
2 diş sarımsak 
1 adet salçalık kırmızı biber(yeşil biber de kullanabilirsiniz)
Zeytinyağı
Tuz 
Kekik

Yapımı:
Soğan patates ve domatesleri resimdeki gibi doğrayınız. En alta soğanı, üzerine yıkadığımız ve tuzlayıp kekiklediğimiz tavuğu, onun üstüne patatesi biberi ve domatesi ekleyip içine 2 diş sarımsağı (sarımsakları küçük parçalara doğrayıp içine savurun). En üstte 1 yemek kaşığı kadar zeytinyağı tuz ve kekiği dökünüz.  Tüm malzemeyi koyduktan sonra kapağı kapatıp kısık ateşte 1 saat pişirin. İçine su koymayın, zaten domatesin suyu fazlasıyla sulandıracaktır. 1 saat sonra pişmiş olacaktır afiyet olsun.  
  

Not: Ben her katmanı ayrı ayrı tuzluyorum yoksa tuzsuz oluyor, tavukları da tuzlayıp kekikliyor öyle tencerenin içine atıyorum.





19 Eylül 2015 Cumartesi

Sütlü İrmik Helvası

Sol resimde gördüğünüz irmik helvası tabi ki de bana ait değil. Geçen hafta sonu kendimi İzmit'e attığımda biraz eski günleri yad etmek adına eskiden sıkça zaman geçirdiğim bir yere gitmek istedim. Tabi bunda yağmur etkisi var, serin ve ıslak İzmit, sıcak bir çay enfes bir lezzet ile geçmişe dair sıcak anılar...Sanırım en son birkaç ay önceydi irmik helvası diye tutturmuş Sakarya'nın hiç bir yerinde bulamayınca akşamın 10'unda kalkıp kendim yapmıştım. Hatta yaparken doktoradan bir arkadaşıma da aşama aşama resimleri atıp "bak sonunda kendim yapıyorum" diye yazınca zavallı çocuk "gece gece canımı çektirdin" diye söylenip, markete çıkıp malzemeleri alıp yapmıştı. Bir yandan kavuruyor bir yandan what's updan bana saydırıyordu ama gecenin bir yarısı tabaklar dolusu irmiği yiyince ikimiz de ayrı ayrı mutlu olmuştuk :) Hatta ben hızımı alamayıp ertesi gün İzmit'e gitmiş, orada da yazacağım malzemenin 2 katını kullanıp tam 1 tencere kavurmuş, kendimiz yediğimiz gibi konu komşuya da dağıtmıştık. 

Malzemeler:

2 su bardağı irmik
3 su bardağı süt
125 gram tereyağı
1,5 su bardağı toz şeker
1 çay bardağı fıstık (olmasa da olur)
1 çay kaşığı tarçın ( buna da dikkat, çoğu insan bundan hoşlanmıyor)    

Yapılışı:

Süt, toz şekeri bir tencereye koyup şekeri eritelim ama bunu yaparken orta ateşte sürekli karıştırarak yapıyoruz. Başka bir tencereye tereyağını alıp eritiyoruz içine irmiği ilave edelim kullanacaksanız fıstığı da atın ve irmiğin kokusu dağılana kadar durmaksızın kavurun. Sonra sıcak sütü döküyoruz ama yavaş yavaş biliyorsunuz koca bir topak oluyor onu dağıta dağıta yapmak önemli. Eğer kullanacaksanız son olarak da tarçını atın ve karıştırın. İrmiği aşırı kavurup da toz haline getirmeyin kumlu yapı önemli. Yeterince kavurduğunuza inandığınızda altını kapatın, kapağını da kapatın ve 20-25 dakika dinlenmeye bırakın. Afiyet olsun     

Akıtma (Gaygana)


Bunu aslında krepten farkını ortaya koymak adına ekliyorum. Krepte süt ve yumurta varken bunda yalnızca tuz, su ve un var. Un ve su ayarını istediğiniz gibi yapabilirsiniz, dikkat edeceğiniz tek nokta akışkanlığı kaybetmemek ne kadar akışkan olursa o kadar ince olur. Annem buna gaygana diyor o yüzden ben de öyle bilirdim ama büyüyünce gördük ki halk dilinde daha çok akıtma olarak geçiyor. Onu da tıpkı krepte yaptığımız gibi yağlanmış tavaya kepçe ile döküp arkasını önünü hafif kızarana dek pişiriyoruz. Ben krepi yaparken epey kızartmıştım ancak ağır ateşte kızarttığımdan problem olmamıştı. Ne kadar kızaracağı size kalmış. Afiyet olsun. 


Krep

Haftasonu kahvaltılarında değişik ama kolay bir şeyler yapmak istiyorsanız krep bunun için birebir. Benim, hamur işi her şeye karşı çıkan eşim bile "krep ister misin" dediğimde "eveeeeeet diye bağırıyor. Bu arada krep ile akıtma (gaygana) denen tarif birbirine oldukça karıştırılıyor birazdan onu da yazıp atacağım. Ama önce krep tarifimizi verelim:

Malzemeler:

2 yumurta
2 su bardağı süt
Yarım su bardağı su
Zeytinyağı
1.5 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:

Un dışındaki malzemeleri (zeytinyağını değil) ekleyip karıştıralım, üzerine tuzu da ekleyelim. Sonra yavaş yavaş unu ilave edip akışkan bir kıvam alana dek çırpalım. Krep malzemesi hazır olduktan sonra krep tavanız varsa yapımı daha basit oluyor, fırça yardımı ile tavaya yağ sürüp krepi çorba kepçesi ile tam tavanın ortasına dökün zaten etrafa yayılacaktır, Yüksek ateş olmasın, 2 tarafı piştikten sonra, sıcak sıcak servis edin, afiyet olsun.    

Fırında Somon

Balık hem beyin hem vücud için oldukça yararlı besinlerden biri o yüzden belli periyotlarda tüketmeye özen gösteriyoruz. Bir Karadenizli olarak tam bir hamsi canavarı olsam da bugüne dek hiç kızartmadım. Ailelerimiz de sağ olsun buna gerek bırakmıyor, benimkiler kızartacağı zaman çağırıyor atlayıp İzmit'e gidiyoruz. Eşimin ailesi ise fırında yapıyor, onlar da pişirince çağırıyorlar hiç itiraz etmeden gidiyoruz. Ben daha çok fırında somon pişiriyorum. Çünkü hem çok sağlıklı bir besin hem yapımı çok basit hem de çok doyurucu. Özellikle yoğun olduğum günlerde benim için tam bir kolaylık yapımı sadece 20 dakika sürüyor. O yüzden haftada 1 defa muhakkak akşam yemeğimiz. Saçın nasıl bu denli hızlı uzuyor diye soranlara ipuçlarından biri bu olsun. Yanına da bol yeşilllikli bir salata yapın ekmek yeme ihtiyacı duymayacaksınız çünkü eti çok doyurucu. 

Malzemeler :

Somon (2 dilim fileto) (biz 2 kişiyiz yetiyor)
Dereotu
Defne Yaprağı
Limon
Zeytinyağı
Tuz

Yapılışı:

Ben balıkları suyun altında hızla bir yıkıyorum, sonra birkaç yerine bıçakla kesik atıp tuzla bir güzel tuzluyorum. Ardından zeytinyağı ile altını üstünü her yerini ovalayıp, yanmaz kağıt serdiğim fırın tepsime yerleştiriyorum. Üzerine isteğe göre değişik şeyler koyabilirsiniz. Ben genelde limon dilimi, defne yaprağı ve dereotu koyuyorum. Dürüst olmak gerekirse defne yaprağı hiç bir tat vermiyor ama balıkla ayrılmaz bir görüntü, limon dilimini balığın üzerinde gezdirip sonra bir tarafına yerleştiriyorum limon tadı olsun diye ama dereotu piştiği zaman kıtır kıtır ve müthiş bir lezzet oluyor. Neticede 200 derecelik fırında yaklaşık 20-25 dakika arasında pişirin. Bayılacaksınız. Biraz tuzsuz bulursunuz muhtemelen tuz ve limon ilavesi ile kusursuz olacaktır. Afiyet olsun.

Fırında Kaşarlı Mantar Dolması

Kaşarlı mantar dolması sabahtan akşama yesem yemeye doyamayacağım bir lezzet, atıştırmalık olarak da yapıyorum, ana yemek olarak da yapıyorum. Yaşadığınız için minnet duyduğunuz anlar vardır ya kaşarlı mantar dolmasını yemeye başladığım an benim için öyle anlardan biri. Gerçekten yemeye doyamadığım bir lezzet o yüzden kahvaltıya güveçte mantarla başlayınca, akşamı da kaşarlı mantarla kapatmak istedim. Yapılışı da oldukça basit. 

Malzemeler:

yarım kilo mantar (istediğiniz kadar yapabilirsiniz)
tereyağ
kaşar
tuz

Yapılışı:

Mantarların kabuklarını elinizle soyup çıkarın (ben yıkamam). Daha sonra üstlerine biraz tuz serpin (kaşarın tuzlu olup olmaması baz alınmalı) tuzladığınız mantarlara incecik tereyağ parçaları atın (ben bıçakla çok ince biçimde döner keser gibi kesip üzerine bırakıyorum). Daha sonra mantarlarınızı 180 derecelik fırında 15 dakika pişirin. 15 dakika sonra fırından alıp, rendelemiş olduğunuz kaşarları üzerine serpin ve tekrar fırına atın. Mantarlar kızardığında, fırından alabilirsiniz. Afiyet olsun. 

3 Temmuz 2015 Cuma

Kakaolu Muffinler

Öncelikle merhabalar, adım Damla, bloğun ismi neden "Halamın Mutfağı" kısmına gelince, aslında bu blog halama ait olmalıydı. (zaten onun e - postasını kullandığımızdan onun bloğunun altında açıldı) Çünkü öncelikle o bir gurme, üstelik iyi bir aşçı hem de yemek pişirme konusunda sınırsız bir hayal gücü var. Örneğin bugün marketten dönerken "hala suşi yedin mi" dedim, suratıma bakıp "hadi akşama yapalım" dedi. Hayatta kendisine en çok zevk veren şeyin yemek pişirmek olduğunu söylüyor, bu yüzden İtalyan - Akdeniz mutfağından tutun da Japon mutfağına kadar aklına esen her lezzeti pişirmeye bayılıyor. Acı olan ise eşi yani Baha Ağbi'nin o muhteşem yemekler yüzünden aldığı 11 kilo ve bu yüzden halama getirdiği yemek yapma yasağı. Bu yüzden halam son 2 yıldır evde en fazla (klasik) 2 çeşit yemek pişiriyor ama haftada en az 1-2 gün bize kaçıp annemle çılgın gibi mutfağa dalıyorlar. Babaannem ve bana da parmaklarımızı yemek düşüyor. Halam "Yıllar sonra bir gün yemek yapmayı böylesi seveceğimi bilseydim liseden sonra aşçılık okur, yurt dışına da eğitime gider, dönüşte ünlü restaurantlardan birine şef olurdum" diyor. 

Tanıdığım pek çok kişi halamdan yemek bloğu istiyor. Ancak halam yoğun olduğu için, o işi ben devraldım. Gerçi sonra "Sen şimdilik yazmaya başla belki ben sonra devralırım" dedi. Ramazan dolayısıyla stajım başlayana kadar halamdayım ve bu süreçte yaptığımız ne varsa en azından onları paylaşmaya çalışacağım. Sağ olsun, ağzımdan ne çıkarsa, iftar sofrasına o gider mi demiyor kek, börek, suşi, risotto yani tvde ya da internette gördüğüm ne varsa yapıyor. Ben de ona asistanlık yapıyorum. İlk tarif olarak 2 gün önce yaptığımız, hem yapımı çok basit hem görüntüsü şeker hem de oldukça lezzetli kakaolu muffinleri paylaşmak istedim.


Malzemeler                                                


2 su bardağı + 2 yemek kaşığı un

2 yumurta

1 su bardağı şeker      

1 bardak süt

1,5 çay bardağı sıvı yağ

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya 

2-3 çorba kaşığı kakao

Yapılışı

Yumurtaları iyice çırpalım, üzerine şekeri ekleyip çırpmaya devam edelim. Sıvı yağı ve sütü ekleyelim. Kabartma tozu ve kakaoyu ekleyip karıştırmaya devam edelim en son da unu yavaş yavaş ekleyip karıştıralım. Biz çok koyu yapmamaya özen gösterdik. Elimizdeki muffin kaplarını yarıyı geçene kadar doldurduk. Kaplarımız az gelince halam geri kalanını 4 tane karton bardağa (yarısı dolacak kadar) paylaştırdı. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında yaklaşık 20 dakika pişirdik. Sonuç muhteşem oldu. Üstelik üzerine de bir paket krem şanti alıp, krem şanti ile bir güzel süsledik. Hatta halam 4 bardağa paylaştırdığı muffinleri ortadan bölüp hem içlerine hem de üstlerine krem şantiyi paylaştırınca sonuç muhteşem oldu.

Hepinize afiyet olsun.